18 Aralık 2009 Cuma

Pardon

Başımı eğmiş elimdeki kitabın sayfalarına dalmıştım. Uzunzaman sonra içimi dolduran huzurun, nedenini bilmemektendoğan merak ve güzelliğine duyduğum hayranlıkladolaşıyordum satırların arasında.

Hafif bir esinti başladı. Deniz tüm güzelliğini gönderdisanki. Yosunun kokusu balığa onunki iyota karıştı vedoldurdu genzimi. Bardağa uzandım, çayın demini çektimiçime ve bir yudum aldım usulca. Sanki tüm sevdiğim kokularresmigeçit törenindeydi. Sırayla geliyorlar, en güzelanıları aklımın ücralarından tutup getiriyorlar veyerlerini diğerlerine bırakıyorlardı.

Tam o anda geldi kokusu. Bir parça çam, biraz vanilya vekesinlikle saklılarda bir tutam mandalina... Evet, tamolarak bunlar kokmuştu aynı anda. Yanımdan geçti ve hemenarkamdaki sandalyeye oturdu. Rüzgârestikçe kokusu havaya karışıyor, hava genzime doluyordu.

Tanıdıktı bende yarattığı tüm hisler. Çocukluğumun şenşakrak günlerini, genç kızlığımın uçarı hallerini,büyüdüğümü fark etmenin ağır yüklerini anımsatıyordu.Geçmiş kadar yoğun, şimdi gibi keyifli, gelecek misalibelirsizdi üzerimde bıraktığı etki.

Arkamdaydı şimdi ve anılarım gibi kokuyordu. Usulcabaşımı çevirdim, kararsızdım ama bazen deneyip yanılmakdaha iyiydi denememekten. Yavaşça dokundum omzuna ve tekşey söyleyebildim gözlerinden yayılan kahvenin kokusunuhissedince;

-pardon, anılarım sinmiş üzerinize...



Ayşe Polat

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder